27 Şubat 2017 Pazartesi

Öğretmenlerim Vardı Benim.

ÖĞRETMENLERİM VARDI BENİM.
Hep sorarlar neden öğretmenlik?
Bilmem küçücük bir çocukken karar vermiştim.
Kararımı da yerine getirdim.
Yine sorarlar kim etkili oldu, kimi örnekledin?
Benim öğretmenlerim çok farklı kişiliklerdeydi.,
İlk okulda idealist ama bazen yanlış da olsa cezalandıran,
Ama sonra özür dilemeyi de ihmal etmeyen biriydi.
Müşerref öğretmenim…
Ama iyi öğretmendi…
Sırada orta okul var ve iki ideal öğretmen var aklımda
Biri Türkçeci Cevat hoca diğeri Sosyalci Erol hocam…
Sahi bir de Tarihçimiz vardı affetsin beni adını unuttumL
Bunlar ideallerimdi; bir de onların yaptıklarını yapmayacağım
Dediklerim …
Babam maaşını alamadığı için kitap alamadığımı açıklamama
Rağmen beni sınıf önünde üzeni de vardı.
Ağzı şarap kokan ders anlatmayan sonra da soruyu bilemediğimde
Bana aptal serçe diyen matematikçim de vardı.
Tahtada soru çözerken dilini sürekli dışarıda çeviren de vardı
Öğrencisini dövmeye kalkıp da rezil olan da…
Lise yıllarıma gelince ideallerim daha da azaldı
Edebiyatçılarımız Suna hanım ve Cevdet bey mükemmeldiler…
Hasta olduğumda beni doktora götüren Suna hocam…
Diğerleri mi?
Anlatayım…
Zor yürüyen kürsüden hiç kalkmayan Malzeme Bilgisi hocamız,
Nedense hep ,Leb demeden leblebiyi anlamamızı bekler, her ders bizi
Menemen testisi gibi tahtaya dizer tüm metallerin tüm özelliklerini
Sormaktan keyif alırdı. Neden emekli olmamıştı,
O zamanlar anlamazdık…
Atölye hocalarımız mı?
Deprem olunca atölyeyi ilk terk eden kişiydi biri,
Diğeriyse kendiyle meşguldü.
Makine bilgisi öğretmenimiz mi? J
Her ders bir müstehcen fıkra anlatırdı, Tuborg
Anıları dışında…
Sahi  örnek alınacak bir de Coğrafya öğretmenimiz vardı,
Hukuk fakültesinde okuyordu. İyiydi.
Ah bir de tükürük ipine sahip olmasaydı…
İngilizceci Md.yrd. çoğu derse girmezdi ki…
Unutmadan bir de Ahlak Bilgisi öğretmenimiz vardı.
Sınıfın beş kızı olan bizlerle konuşurken
Tek takımının rengini, kiremit rengini birden tüm yüzünde de gördüğümüz…
Sıra geldi fakülte yıllarına…
Hepsi ayrı değerlerdi ama bazıları öğretmekle ilgili değildi.
Osmanlıca dersini Devellioğlu sözlüğü öğretti bana
Ali bey değil…
Yeni Türk Edebiyatı, ön yargılarının esiri olmuş.
Kompozisyoncu henüz kendi öğrenmemiş,
Türk Dili hocamız Rıza bey, iyiydi.
Halk Edebiyatçısı ise bilen ama anlatamayana örnek,
Lehçe hocası Naki, kendi bilmeyen ama biliyormuş gibi yapma uzmanı,
Eski Türk Edebiyatı hocamız mı işte sevdiğim örnek aldığım
Ön yargıları olmayan, sıkıntılarımı paylaşan.
Alan bilgisine sahip.
Öğretmen yani….
Ben işte bunlardan oluşturdum öğretmen kişiliğimi
Hep hatırladım hangi öğretmenimi neden sevdiğimi
Ya da neden sevmediğimi….
Ben onların yanlışlarını değil doğrularını aldım.
Beni de benim öğrencilerim anlatır bir gün,
Nasıl bir öğretmendim diye.

24 Kasım 2015 Nural Demirseren


21 Şubat 2014 Cuma

PEYNİRLİ, DEREOTLU KURABİYE

Bugün günümü evde geçirmek düşüncem yoktu ama sonradan canım hiç dışarı çıkmak istemedi. Evde yapılacak işler her zaman olur ya..işte o sıradan şeylerden sonra bir de kendime çayın yanında şöyle bir güzel dereotlu, peynirli poğaça yapayım, dedim. Nasılsa evde tüm malzemeler de vardı. Her şey yolundaydı yani ancak hazırlama işlemine geçince benim sevgili kolum bu işten hoşnut olmamış olacak ki uyuşmaya başladı ee...ne yapacaktım şimdi? Ben de poğaça olarak hazırlayacağıma daha az uğraşacağım kurabiyeye döndürdüm hemen :) Yani çözüm mü yok. İşte tarifi:

DEREOTLU, PEYNİRLİ KURABİYE

Malzemeler:
2 yumurta ( Birinin sarısı ayrılacak çünkü üstüne sürülecek )
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağından 1-2 parmak kadar noksan zeytinyağı
1/2 demet ince kıyılmış dereotu
300 gr. kaşar loru
arzu ettiğiniz kadar tuz çünkü ben tuz kullanmıyorum.
1 paket kabartma tozu
1/2 paket karbonat
Aldığı kadar un ( Ben unun çoğunu kepekli un olarak kullandım daha sağlıklı ve ben beyaz unu çok az kullanırım)
susam ve çörek otu ( Üzerine konulacak)
Yapılışı
Tüm malzemeler karıştırılır. İyice yoğrulur. Hamurun sert olmaması gerekli. Hazırlanan hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak elde yuvarlanarak yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir. Üzerine önce yumurta sarısı sürülür sonra susam ve çörek otu serpilerek 160 derecede 30-35 dk pişirilir.
Not: Pişirme süresi fırınına göre farklılık gösterebilir. Buna dikkat edin lütfen...

AFİYET OLSUN...



19 Şubat 2014 Çarşamba

FIRINDA PEYNİRLİ GİRİT KABAĞI

Bugün sizlerle paylaşmak istediğim yemek tarifi biz Giritlilerin, rahmetli babamın ve tabii benim çok sevdiğim bir Girit lezzeti... Bakalım sizler beğenecek misiniz? Bu tarifi uygulayamam, diye düşünmek imkansız çünkü çok kolay ve bir o kadar lezzetli...İnanın bana ve deneyin...Gelelim tarifimize...

Fırında Girit Kabağı


Bugün tarifim sağlıklı Girit sofrasından geliyor. Biz Giritlilerin bu nefis ve bir o kadar da hafif tarifini mutlaka yapmanızı tavsiye ederim, çok pratik. Kesinlikle Girit kabağı kullanmalısınız. Çünkü lezzetli olan o.. :)


Malzemeler:
1/2 kg Girit kabağı
Kabaklara yetecek kadar İzmir tulum peyniri
 
3 adet domates
5 diş sarımsak
 
Zeytinyağı
 
Tuz
Su

Yapılışı :
Kabakları iyice yıkayıp, boydan aşağıda az bir pay kalacak kadar bıçakla yarıyoruz. Tulum peynirlerini ince ince dilimleyip, kabakların yarıklarına yerleştiriyoruz.





 Kabakları fırın tepsisine dizip, üzerine kabuklarını soyup zar gibi doğradığımız domatesleri ve ince doğranmış sarımsakları ekliyoruz. Tulum peynirin tuzlu olduğunu göz önünde bulundurarak üzerine az tuz serpin ya da hiç tuz kullanmayın ( ben hiç kullanmıyorum), biraz da zeytinyağı gezdiriyoruz.1 küçük çay bardağı kadar da su ekleyip fırına veriyoruz, üzeri güzelce kızaracak, kabaklar ölmeden çatal batacak kıvama gelecek. Afiyet olsun...

18 Şubat 2014 Salı

Eleo pita (Zeytinli ekmek) Girit usulu

Malzemeler:
1 su bardağı zeytin yağı
2 su bardağı süt
Yaş maya yarım paket
2 adet kesme şeker
1 kase çekirdekleri çıkarılmış siyah zeytin
1 kaşık zeytin ezmesi
Alabildiği kadar tam buğday unu

Yapılışı:
Hamur maya ile yoğrulur zeytinler ilave edilir. Bolca yağlanmış tepsiye yayılır. Üzerine yumurta sarısı ve bol susam serpilir.. 1-2 saat mayalanması için beklenir.170 derecede pişirilir....

Eleo pita (zeytinli ekmek) girit usulu
1 su bardağı zeytin yağı
2 su bardağı süt
Yaş maya yarım paket
2 kesme şeker
1 kase çekirdekleri çıkarılmış siyah zeytin
1 kaşık zeytin ezmesi
Alabildiği kadar tam buğday unu
Hamur maya ile yoğrulur zeytinler ilave edilir. Bolca yağlanmış tepsiye yayılır. Üzerine yumurta sarısı ve bol susam serpilir.. 1-2 saat mayalanması beklenir.170 derecede pişirilir....

16 Şubat 2014 Pazar


Hanya-Girit babamın doğduğu toprak, gitmek henüz nasip olmadı. Rahmetli babacığım da mübadele sonucu ayrılmak zorunda kaldığı atalarının ve kendisinin doğduğu o güzel adaya, Girit'e, Hanya'ya bir daha ayak basmadı, basamadı. Bir gün gitmek nasip olursa ki çok istiyorum, babamın doğduğu topraktan bir avuç toprağı buraya getirip babamın mezarına koyacağım...

13 Şubat 2014 Perşembe

ŞEHZADE MUSTAFA'NIN KATLİ VE TAŞLICALI YAHYA'NIN YAZDIĞI MERSİYE

Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi hem ordudan hem de halktan büyük tepki gördü. Yeniçeriler Rüstem Paşa’nın çadırına hücum ettiler. Matem alameti olarak öğle yemeği yemediler. Padişahın Otağının önünde toplanarak Rüstem Paşa’nın görevden alınmasını istediler. İşlerin daha fazla çığırından çıkmasından endişe eden Kanuni Rüstem Paşa’yı görevden alarak yerine Kara Ahmet Paşayı getirdi. Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi halk tarafından da tepkiyle karşılanmıştı. O sene doğan erkek çocukların büyük kısmına Mustafa ismi verilmişti. Birçok şair, Şehzade Mustafa için mersiyeler yazdı. Bunlardan en önemlisi İran seferine de katılan Şehzade Mustafa’nın katledilmesine şahit olan Taşlıcalı Yahya idi. Taşlıcalı, Şehzade Mustafa’nın öldürülmesini ve bu olayın verdiği acıyı şu beyitlerle ifade ediyordu :

Meded meded bu cihanım yıkıldı bir yanı
Ecel celâlîleri aldı Mustafa Hânı
Meded, meded! Bu dünyanın bir tarafı yıkıldı.
Çünkü ecel eşkıyaları aldılar Mustafa Han'ı.

Tohındı mihr-i cemâli bozuldı erkânı
Vebale koydılar âl ile Al-i Osmânı
Onun güneş gibi parlak yüzü battı ve düzen bozuldu.
Osmanoğullarını hile ile günaha soktular.

Geçerler idi geçende o merd-i meydânı
Felek o canibe döndürdi şâh-ı devrânı
Padişahın yanında o yiğidin sözü geçtikçe onu çekiştirirlerdi.
Nihayet devir padişahını felek, onların yönlendirmek istedikleri tarafa döndürdü.

Yalancımın kun bühtanı bugz-ı pinhânı
Akıtdı yaşumımı yakdı nâr-ı licrânı
Yalancının kuru iftirası ve gizli düşmanlığı gözümüzün yaşını akıttı,
gönlümüzde ayrılık ateşi yaktı.

Cinayet etmedi cânî gibi anıın câm
Boguldı seyl-i belâya tagıldı erkânı
Zavallı şehzade caniler gibi bir cinayet işlememişken, belâ seline düşüp boğuldu.
Bütün yanında bulunan yakınları darmadağın oldu.

N'olaydı görmeye idi bu macerayı gözüm
Yazuklar ana reva görmedi bu rayı gözüm
Keşke şu olayı gözüm görmemiş olsaydı.
Şehzade hakkındaki hükmü, uygun görmedim.

Taşlıcalı yazdığı bu mersiyeyi bir süre gizledi. Ancak askerler ve halk arasında kulaktan kulağa yayıldı. Sonradan tekrar sadrazamlığa getirilen Rüstem Paşa, Taşlıcalı’yı yazdığı bu mersiyeden dolayı öldürtmek de istedi. Hatta bunun için padişahın huzuruna da çıkarttı. Fakat Kanuni, Şehzade Mustafa ile ilgili vermiş olduğu kararın da etkisiyle onun öldürülmesine izin vermedi.

LOR KURABİYESİ

KULLANILACAK MALZEMELER

Kurabiye Hamuru İçin :

250 gr tatlı lor

100 gr tereyağ / ya da margarin

1 su bardağı şeker
1 yumurta
1 paket vanilya
1/2 paket kabartma tozu
2,5 bardak un

Üzeri İçin:

1 yumurta akı - toz şeker                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                          

HAZIRLANIŞI

Margarin, şeker, lor ve yumurtayı yoğurma kabında iyice yoğuralım.
Un, vanilya ve kabartma tozunu ekleyelim. Elimize yapışan bir hamur elde edeceğiz.Sakın fazla un katmayalım ki kurabiyeler çok sert olmasın. Unu azar azar katmakta fayda var. Ben öyle yapıyorum. 
Hazırladığımız hamurdan cevizden biraz büyük parçalar koparıp, yuvarlayıp yassılaştıralım. Önce yumurta akına daha sonra toz şekere bulayıp yağladığımız ya da yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsimize dizelim.
170 derece ısıtılmış fırında yaklaşık 25- 30 dakika ( üzerleri kızarana dek, çok kızarmayacak ama ) pişirelim.

Not: Herkes kendi fırının pişirme düzeyini daha iyi bilir, bu nedenle kendi ısı derecenizi ve süresini siz ayarlayabilirsiniz :)

Afiyet olsun!