ÖĞRETMENLERİM VARDI BENİM.
Hep sorarlar neden öğretmenlik?
Bilmem küçücük bir çocukken karar vermiştim.
Kararımı da yerine getirdim.
Yine sorarlar kim etkili oldu, kimi örnekledin?
Benim öğretmenlerim çok farklı kişiliklerdeydi.,
İlk okulda idealist ama bazen yanlış da olsa cezalandıran,
Ama sonra özür dilemeyi de ihmal etmeyen biriydi.
Müşerref öğretmenim…
Ama iyi öğretmendi…
Sırada orta okul var ve iki ideal öğretmen var aklımda
Biri Türkçeci Cevat hoca diğeri Sosyalci Erol hocam…
Sahi bir de Tarihçimiz vardı affetsin beni adını unuttumL
Bunlar ideallerimdi; bir de onların yaptıklarını
yapmayacağım
Dediklerim …
Babam maaşını alamadığı için kitap alamadığımı açıklamama
Rağmen beni sınıf önünde üzeni de vardı.
Ağzı şarap kokan ders anlatmayan sonra da soruyu
bilemediğimde
Bana aptal serçe diyen matematikçim de vardı.
Tahtada soru çözerken dilini sürekli dışarıda çeviren de
vardı
Öğrencisini dövmeye kalkıp da rezil olan da…
Lise yıllarıma gelince ideallerim daha da azaldı
Edebiyatçılarımız Suna hanım ve Cevdet bey mükemmeldiler…
Hasta olduğumda beni doktora götüren Suna hocam…
Diğerleri mi?
Anlatayım…
Zor yürüyen kürsüden hiç kalkmayan Malzeme Bilgisi hocamız,
Nedense hep ,Leb demeden leblebiyi anlamamızı bekler, her
ders bizi
Menemen testisi gibi tahtaya dizer tüm metallerin tüm
özelliklerini
Sormaktan keyif alırdı. Neden emekli olmamıştı,
O zamanlar anlamazdık…
Atölye hocalarımız mı?
Deprem olunca atölyeyi ilk terk eden kişiydi biri,
Diğeriyse kendiyle meşguldü.
Makine bilgisi öğretmenimiz mi? J
Her ders bir müstehcen fıkra anlatırdı, Tuborg
Anıları dışında…
Sahi örnek alınacak
bir de Coğrafya öğretmenimiz vardı,
Hukuk fakültesinde okuyordu. İyiydi.
Ah bir de tükürük ipine sahip olmasaydı…
İngilizceci Md.yrd. çoğu derse girmezdi ki…
Unutmadan bir de Ahlak Bilgisi öğretmenimiz vardı.
Sınıfın beş kızı olan bizlerle konuşurken
Tek takımının rengini, kiremit rengini birden tüm yüzünde de
gördüğümüz…
Sıra geldi fakülte yıllarına…
Hepsi ayrı değerlerdi ama bazıları öğretmekle ilgili
değildi.
Osmanlıca dersini Devellioğlu sözlüğü öğretti bana
Ali bey değil…
Yeni Türk Edebiyatı, ön yargılarının esiri olmuş.
Kompozisyoncu henüz kendi öğrenmemiş,
Türk Dili hocamız Rıza bey, iyiydi.
Halk Edebiyatçısı ise bilen ama anlatamayana örnek,
Lehçe hocası Naki, kendi bilmeyen ama biliyormuş gibi yapma
uzmanı,
Eski Türk Edebiyatı hocamız mı işte sevdiğim örnek aldığım
Ön yargıları olmayan, sıkıntılarımı paylaşan.
Alan bilgisine sahip.
Öğretmen yani….
Ben işte bunlardan oluşturdum öğretmen kişiliğimi
Hep hatırladım hangi öğretmenimi neden sevdiğimi
Ya da neden sevmediğimi….
Ben onların yanlışlarını değil doğrularını aldım.
Beni de benim öğrencilerim anlatır bir gün,
Nasıl bir öğretmendim diye.
24 Kasım 2015 Nural Demirseren
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder